K VİTAMİNİ

K VİTAMİNİ

K VİTAMİNİ

K vitamini, kan pıhtılaşması, kemik metabolizması ve kan kalsiyum seviyelerinin düzenlenmesinde rol oynayan ve yağda çözünen bir vitamindir.
K vitaminin özelliği kanın pıhtılaşma işine destek verip ileri derece de  kanamayı engel olmada oldukça önemlidir. Diğer birçok vitaminin aksine, K vitamini diyet takviyesi olarak kullanılmaz.
K vitamini aslında bir grup bileşiktir. Bu bileşiklerin en önemlisi K1 vitamini ve K2 vitaminidir. K1 vitamini en çok yaprağı yeşil olan bitkiler ve diğer nadir sebzelerden elde edilebilir. K2 vitamini, büyük ölçüde etlerden, peynirlerden ve yumurtalardan elde edilen ve bakteriler tarafından sentezlenen bir grup bileşiktir. K1 vitamini, ABD’de bulunan K vitamini takviyesinin ana şeklidir.
Düşük K vitamini seviyeleri, kontrolsüz kanama riskini artırabilir. K vitamini eksikliği yetişkinlerde nadir olmakla birlikte, yenidoğan bebeklerde çok yaygındır. Yenidoğanlar için tek bir K vitamini enjeksiyonu standarttır. Yetersizliği, Crohn hastalığı veya aktif çölyak hastalığı gibi sindirim sistemindeki emilimi etkileyen bir hastalık varsa, K vitamini emilimini engelleyen ilaçlar alan, ciddi derecede yetersiz beslenen bireylerde görülebilir.

Lipitleri ve diğer yağda çözünen vitaminler gibi, yutulan K vitamini, safra ve pankreatik enzimlerin etkisi ile ince bağırsağın enterositleri tarafından emilir. Oradan, K vitamini şilomikronlara dahil edilir, lenfatik kılcal damarlara salgılanır, karaciğere taşınır ve çok düşük yoğunluklu lipoproteinlere yeniden paketlenir. K vitamini, karaciğer ve beyin, kalp, pankreas ve kemik dahil olmak üzere vücut dokularında bulunur.
Dolaşımda, K vitamini esas olarak lipoproteinlerde taşınır. Yağda çözünen diğer vitaminlerle karşılaştırıldığında, çok az miktarda K vitamini kanda dolaşır. K vitamini hızla metabolize olur ve atılır. Filokinon ölçümlerine dayanarak, vücut oral fizyolojik dozun sadece %30 ila %40’ını tutarken, yaklaşık %20’si idrarla %40 ila %50’si ise safra yoluyla atılır. Bağırsak bakterileri tarafından üretilen K vitamini emilimi ve taşınması hakkında çok az şey bilinmektedir, ancak araştırmalar kalın bağırsakta önemli miktarlarda uzun zincirli menaquinone bulunduğunu göstermektedir [7]. Vücudun bu şekilde elde ettiği K vitamini miktarı belirsiz olmasına rağmen, uzmanlar bu menaquinone’ ların vücudun K vitamini ihtiyacının en azından bir kısmını karşıladığına inanmaktadır.
En yaygın K vitamini kaynakları; Brokoli; göbek salata; katı ve sıvı yağlar, özellikle soya fasulyesi ve kanola yağıdır.

Yetersizliğinde Görülen Durumlar
Kemikte osteokalsin karboksilasyonu için K vitamini gerektiğinden, K vitamini eksikliği de kemik mineralizasyonunu azaltabilir ve osteoporoza katkıda bulunabilir.
K vitamini eksikliği yetişkinlerde nadir olmakla birlikte, bazı insanlar bu durumlarda yüksek risk altındadır: antibiyotik kullanan kişiler, vücudun yağları düzgün bir şekilde emmemesine neden olan bir duruma sahip olmak (yağ emilim bozukluğu),K vitamini açısından son derece eksik bir diyet uygulanması.

Kimlerde görülebilir?
Yenidoğan bebekler çeşitli nedenlerden dolayı K vitamini eksikliği riski altındadır: anne sütünün K vitamini bakımından yetersiz olması,K vitamininin anne plasentasından bebeğe iyi transfer olmaması.
K vitamini eksikliği ile ilişkili birkaç semptom vardır, ancak ana olan aşırı kanamadır. Aşırı kanama hemen belli olmayabilir, çünkü sadece bir kişi kesilir veya yaralanırsa ortaya çıkabilir.Aşırı kanamanın ek belirtileri de şunları içerebilir:kolayca morarma,tırnakların altında görünen küçük kan pıhtıları,vücuttaki alanları kaplayan mukoza zarlarında kanamalar,koyu siyah, katran benzeri veya kan içeren dışkı.
Tanı
Doktor tarafından PT testi olarak adlandırılan bir pıhtılaşma testi uygulanabilir. Bu test küçük bir iğne kullanarak kanın alınması ve kana kimyasallar eklenerek, daha sonra pıhtılaşmanın ne kadar sürdüğünü gözlemleyerek yapılabilir.
Tedavi
 K vitamini eksikliği teşhisi konulursa, phytonadione adı verilen bir K vitamini takviyesi verilir. Phytonadione genellikle oral yoldan alınır, ancak bir kişi oral takviyeyi emmekte zorlanırsa bir enjeksiyon olarak da verilebilir. Verilen dozaj, bireyin yaşına ve sağlığına bağlıdır. Yetişkinler için olağan phytonadione dozu 1 ila 25 mcg arasındadır.

Gereksinim

0-6 aylık bebekler için 2 mikrogram / gün

7-12 aylık bebekler için 2.5 mikrogram / gün

1-3 arası bebekler için 30 mikrogram / gün

4-8 yaş arası çocuklar için 55 mikrogram / gün

9-13 yaş arası çocuklar için 60 mikrogram / gün

14-18 yaş arası kızlar için 75 mikrogram / gün

19 yaş ve üstü kadınlar için 90 mikrogram / gün

Hamile veya emziren kadınlar (19-50) 90 mikrogram / gün

Hamile veya emziren kadınlar (19 yaş altı) 75 mikrogram / gün
14-18 yaş arası erkekler için 75 mikrogram / gün 19 yaş ve üstü bireyler için 120 mikrogram / gün
önerilebilir.


Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir